ANNELERE DOĞUMDA HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜ VERİLMELİDİR
DOĞUMDA HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜ NEDEN ÖNEMLİ? Filmlerde doğum sahneleri hep trajik bölümlerle verilir. Hiçbir şeyi olmayan bir hamilenin aniden bıçak saplanır gibi sancıları başlar ve bağırarak yardım ister. Doğumlarda hep bir telaş ve karmaşa hakimdir. Doğum yapacak kadınlar yataktadırlar ve sürekli bağırırlar. Medyanın doğuma yaklaşımı maalesef hep negatiftir. Oysa biliyoruz ki çok az doğumda yukarıdakine benzer ani kasılmalar olur. Birçok doğum yavaş yavaş başlar. Her zaman için hamilenin güvenli bir ortama ulaşabilecek vakti vardır. Telaş ve panik o anda ihtiyacı olan en son şeydir. Güvenli bir ortam sağlandığında en büyük ihtiyacı hareket özgürlüğüdür. Bu sayede yerçekiminin desteğiyle bebeğin aşağıya inişi kolaylaşır. Hareketler sayesinde kas ve kemik yapısı bebeğin geçişine daha kolay uyum sağlar. Bedenini dinleyerek kasılmalarda hissedebileceği rahatsızlığı en aza indirger. Bir an için ayağınızı burktuğunuz günleri düşünün. Yürürken daha az ağrı hissetmek için bedeninizi dinlediniz ve en rahat edeceğiniz şekilde yürüyebilmek için topallamayı denediniz. Eğer o durumda biri sizi normal yürümeye zorlasaydı, hissedeceğiniz rahatsızlığı düşünün.
İşte doğumda da böyle olur. Bedeniniz size mesajlar gönderir. Kimi zaman yürümek rahatlatır, kimi zaman çömelmek, kimi zaman bir yere asılmak, kimi zaman da sallanmak. Eğer hareket etmenize izin verilirse ve bedeninizi dinleyebilecek kadar bilinçle kendinize odaklanabilirseniz, hareket özgürlüğü sayesinde doğumunuzun çok daha rahat geçebileceğini görebileceksiniz.
Binlerce hamile üzerinde yapılan çalışmalar, hareket özgürlüğünün doğumda oldukça yararlı olduğunu ortaya koyar. Hatta birçok kadın, bu çalışmalarda hareket etmenin ağrıyı azalttığını ifade etmiştir. Bu çalışmalar, doğumda hareket özgürlüğünü kısıtlamanın, doğum sonuçlarını olumsuz etkilediğini ve kadınların doğumdan aldıkları tatmini azalttığını gösterir.
DOĞUMDA BEDENİNİZE EN UYGUN POZİSYONU BULUN Poliklinikte çalışırken, doğum servisindeki ebeler aradılar. Açılma dönemindeki hamilelerden biri konusunda sorunları varmış, yardım etmemi istediler. Derhal yukarı çıktığımda 18 yaşında, ilk doğumunu yapan bir kızımızın yerde emekleyerek ve kendi kendine mırıldanarak süründüğünü gördüm. Ebeler, ne yaparlarsa yapsınlar kızın yatağa yatmadığından şikayetçiydiler. Onlara göre hamileler yatakta yatmalıydılar. Yerde sürünmek veya emeklemek doğru değildi. Ebelere sessiz olmalarını ve hamileyi rahatsız etmemelerini söyledim. Onlara doğuma hazırlık eğitimlerimde, hareket özgürlüğünün öneminden bahsettiğimi anlattım. Hamilelerin kasılmaları daha rahat karşılamaları için, istedikleri pozisyonlarda hareket etmeleri konusunun öneminden bahsettim. Hatta rahat edecekleri pozisyonlar için desteklenmeleri gerektiğini vurguladım. Doğum yapan kızımızın da tam olarak yaptığı buydu. Doğal bir doğum yapıyordu. Hiçbir müdahale veya ilaç kullanmıyordu. Bu sayede doğal hormonları en yüksek seviyede bedeninde dolaşıyordu. Bu hormonlar sayesinde çevreyle bağlantısı bir anlamda kopmuştu ve tamamen kendi içine yönelmişti. Sadece bedenini izliyordu. Bedenine, en uygun pozisyonu bulması konusunda izin veriyordu. Doğal doğumların istenen bir etkisiydi yaptığı. Yaklaşık 1 saat sonra çok rahat bir doğumla ilk bebeğine kavuştu. Sonradan konuştuğumuzda, doğumundan tatmin olduğunu, ancak yaptığı birçok şeyi hatırlamadığını söyledi. Birçok doğal doğumda olduğu gibi neyi neden yaptığını bilmiyordu, ama hep doğru tercihler yapıyordu. Çünkü bedenini izliyordu. Eğer onu yatağa çıkmaya zorlasaydık, serumlar taksaydık, belki de bu kadar rahat bir doğum yapamayacaktı ve doğumunu böyle pozitif anlatamayacaktı. Bazı durumlarda hamileler doğum boyunca sırt üstü yatmayı tercih ederler. Oysa yapılan çalışmalar, sırt üstü yatmanın, bel ağrısını çok daha fazla arttırdığını gösterir. Yorgun olduğunuz zamanlarda sırt üstü yatmak yerine, seçebileceğiniz diğer pozisyonlarda dinlenebilirsiniz. Hareketin kısıtlandığı doğum politikaları ile kıyaslandığında, hareket özgürlüğü sağlanan hamilelerde doğumların; Çalışmalara katılan kadınlardan hiçbirinden, sırt üstü yatarak diğer pozisyonlardan daha çok rahat ettiklerine dair bir veri gelmemiştir. Yine hiçbir çalışma; normal, risksiz hamilelerde, yürümenin ve hareket etmenin bir zararını gösterememiştir.
DOĞUM ODALARI, DOĞUMDA DESTEK VE DOĞAL DOĞUM FELSEFESİ Bunun için en önemli faktör, doğum yapılan merkezlerimizdeki doğuma yaklaşım felsefeleridir. Doğumun yönetilmesi gerektiğine inanılan politikaları olan merkezlerde, doğuma rutin müdahalelerin ve dolayısıyla hareket özgürlüğünün azaldığını görüyoruz. Oysa doğal doğuma ve doğum yapan kadınlarımızın bedenlerine inanan felsefelerle çalışan doğum merkezlerinde hareket özgürlüğünün doğumların kolaylaşmasına çok yardımcı olduğunu fark ediyoruz. Bu felsefelerle çalışan merkezlerde, ebelerin çok daha aktif rol aldıkları saptanmıştır. Bu ebeler, doğum yapan kadınları duygusal ve fiziksel olarak destekler, hareket etmelerini teşvik ederler. Doğal doğum felsefesi ile çalışan doğum merkezlerinde, gerekli olmadığı sürece hamilelere müdahale yapılmaz. Hamilelerin hareketini kısıtlayıcı uygulamalar rutin olarak uygulanmaz. Tam tersine diledikleri gibi bedenlerini kullanabilecekleri doğum odaları tasarlanır. Hamileler hareket etmeye teşvik edilirler. Amerika’da yaşayan ve en çok okunan doğuma hazırlık kitaplarından biri olan Ruhani Ebelik kitabının da yazarı Ina Gaskin May “Doğumda bir kadın tanrıça gibi görülmüyorsa, birileri ona yeterince destek vermiyordur.” diyerek, doğumda desteğin önemini vurgulamıştır. Tıbbi nedenle serum takılması veya sürekli elektronik izleme yapılması gereken durumlarda bile, gerekli destekle hamileler hareket edebilirler. En azından yardımla yatakta dönebilirler, oturabilirler. Burada önemli olan, hareket özgürlüğünün getirdiği avantajların bilinmesi ve bu avantajların sağlanmasına yönelik organizasyonların önceden yapılmasıdır.
|
|||||
| anneoluncaanladim.com'u ziyaret etmek için tıklayın |
| Copyright 2007-2026 ® NETATÖLYE |