|
İDEAL IKINMA POZİSYONLARI Doğum 3 aşamadan oluşur. İlk aşamada bebeğiniz rahim kasılmalarının yarattığı baskı ile rahim ağzının tam olarak açılmasını sağlar. Buna açılma dönemi denir. Açılma dönemi, doğumun en uzun dönemidir. Bu dönemde gevşeme, nefes, güven ve destek en önemli yardımcılarınız olacaktır.
Rahim ağzı 10 santim açıklığa ulaştığında açılma dönemi sona ermiştir. İkinci aşamada doğum gerçekleşir. Bu dönemde bebeğin başı, doğum kanalından geçecek ve bebek anneyle buluşacaktır. Özellikle doğal seyrine bırakılan doğumlarda ıkınma refleksi devreye girer. Michel Odent’in “Bebek fırlatma refleksi” olarak tanımladığı bu his, hamilelere doğal ıkınma duygusunu verir. Bu dönemde hamilenin yapacağı en önemli şey, uygun ıkınma teknikleri ile bebeğinin aşağı inişini kolaylaştırmaktır. Bedeninin yönlendirmesini izleyen ve buna izin verilen hamilelerde doğum çok daha kolay gerçekleşecektir. Ikınma ve doğum süresi, birinci açılma aşaması ile kıyaslandığında nispeten daha kısa bir dönemdir. Doğum sayısı arttıkça bu süre kısalır.
3. aşama ise plasentanın çıktığı nispeten pasif bir aşamadır ve hamilenin aktif bir müdahalesi gerekmeyecektir.
Ikınma döneminde özellikle yerçekiminin de yardımının kullanıldığı ayakta veya dik pozisyonlar tercih edilmelidir. Bunlar arasında çömelme, destekli oturma, destekli ayakta durma, diz-dirsek pozisyonu, doğum sandalyesinde oturma, yan yatar pozisyonlar ve yarı yatar pozisyonlar sayılabilir. Bu pozisyonların en büyük avantajı, yerçekiminin etkisini kullanması ve kemik yapının genişlemesini sağlamasıdır. Yerçekimi sayesinde rahim daha rahat çalışır, bebek ise ağırlığı ile aşağı inişini kolaylaştırır. Değişik pozisyonların denenmesi, kemik ve kas gruplarının hareketi ile bebeğin doğum kanalındaki dönüşlerine yardımcı olur.
Sırt üstü pozisyonlarda rahim ve bebek, ağırlıkları ile arkadaki damar ve sinirlere daha çok baskı yapacaklardır. Bu durum bir yandan kalbe dönen kan miktarını azaltırken, diğer yandan sinirlere baskı nedeniyle rahatsızlık hissini arttırır. Dik pozisyonlar bu negatif etkileri azaltacaktır.
AKTİF IKINMA VE DOĞUM POZİSYONLARININ AVANTAJLARI - Kemik yapıda maksimum açılma sağlar, - Rahim içinde maksimum basınç oluşturur, - Rahim ve bebeğin daha iyi kanlanması ve oksijenlenmesi sağlanır, - Perinede maksimum gevşeme yaratır, epizyotomi ve yırtık oranı azalır.
Bu pozisyonlar içinde hangisine daha iyi uyum sağlayacağınız tamamen size bağlıdır. Her pozisyonun artı ve eksileri vardır.
Pozisyonlar içinde en faydalı olanı çömelmedir. Ancak yorucu bir pozisyondur ve uzun süre bu pozisyonda kalmanız biraz zordur. Doğum öncesi bacak kaslarınızı güçlendiren egzersizlerle dayanıklılığınızı arttırmanız mümkündür. Bu pozisyonu yanınızdaki kişilerden yardım alarak veya kısa bir tabureyi kullanarak da uygulayabilirsiniz.
Yarı yatar yatak pozisyonu, nispeten rahat bir pozisyondur, ancak yerçekiminin olumlu etkilerinin yansıması azdır. Burada önemli olan, bedeninizi izleyerek size yol göstermesine izin vermektir.
Diz-dirsek pozisyonu, özellikle hızlı doğumlar ve aşırı bel ağrısı yaratan doğumlarda etkili bir pozisyondur. Bebeğin başı arkadaki bel omurlarına fazla baskı yaptığında bel ağrısı çok hissedilir. Bebeğin yüzünün öne baktığı durumlarda bu ağrı artabilir. Diz-dirsek pozisyonu, bebeğin başını bel bölgesinden uzaklaştırarak hissedilen ağrıyı azaltır. Bel bölgesinden yapılacak ters baskı masajı, hamilenin rahatlamasına yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu, aynı zamanda bebeğin başının yeniden doğru yerleşmesine de yardımcı olabilecektir.
Cochrane grubunun yaptığı çalışmaya göre, aktif pozisyonlardaki doğumlar, doğum masasında ve sırt üstü doğumlarla kıyaslandığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkar: - Doğumda ikinci aşama, yani doğum aşaması kısalır, - Az da olsa vakum veya forseps gibi müdahaleli doğum oranı azalır, - Daha az epizyotomi yapılır, - Kadınlar daha rahat olur, az zorlanırlar, - Daha az bebek kalp atımı bozulmaları görülür, - Az da olsa 2. derece yırtık oranı (özellikle ayakta doğumlarda) artar, - Tahmini kan kaybı biraz artar (Bu artış, kısa veya uzun dönemli sağlık problemi yaratmaz.).
IKINMA TEKNİKLERİ Doğum aşamasında uygun ıkınma tekniklerini kullanarak bebeğinizin aşağı inişine yardımcı olabilirsiniz. Pratikte iki ıkınma tekniği vardır. Bunlardan ilki günümüzde sık olarak uygulanan, derin bir nefesin ardından, nefesinizi tutarak yapılan ıkınma tekniğidir. Ülkemizde daha çok bu teknikle ıkınmanız için teşvik edilirsiniz. Hatta ıkınmalarınız ebe veya doktor tarafından yönlendirilir. Bu yüzden buna yönlendirmeli ıkınma da denir. Ancak aşırı basınç artışına sebep olduğu ve bebeğin uzun süre oksijensiz kalmasına yol açmasından dolayı günümüzde önerilen bir teknik değildir. Bazı hamilelerde bu tür ıkınmalardaki basınç artışına bağlı göz içi kanamaları oluşabilir. Birçok durumda siz ıkınmaları hissetmediğiniz halde, her kasılmada ıkınmaya zorlanmanız, etkisini daha da azaltacaktır.
Diğer ıkınma tekniğinde yönetici siz olursunuz. Ebe veya doktor tarafından bedeninizi izlemeniz ve hissettiğiniz zaman ıkınmanız teşvik edilir. Bu yüzden buna doğal veya kendiliğinden ıkınma tekniği denir. Bu ıkınma türünde yine derin bir karın nefesi alırsınız, ancak ıkınırken nefesinizi yavaş bir şekilde boğazınızdan kaçırırsınız. Bu sayede aşırı basınç artışını önlersiniz. Bebeğinizin ıkınma sırasında bile yeterince oksijen almasına yardımcı olursunuz. Bu teknikle daha az yorulursunuz. Bu ıkınma tekniği, ayrıca doğumda epizyotomi ihtiyacını veya istenmeyen yırtıkları da önlemeye yardımcıdır.
Her iki ıkınma tekniğinde de kilit nokta karın nefesinin kullanılmasıdır. Göğüs nefesinin baskın olduğu hamilelerde ıkınmalar etkisiz olacak ve doğum uzayacaktır. Bu durum bazı müdahalelerin kaçınılmaz olarak yapılmasına yol açabilecektir. Hamilelik döneminde hamilelere düşen sorumluluk, nefes tekniklerini iyi öğrenmeleri ve yeterince egzersiz yapmaları olacaktır.
Çalışmaların birçoğu, yönlendirmeli ıkınmayı tavsiye etmez, hatta bazıları zararlı bulur. Doğumun daha stresli geçmesine neden olmanın yanında, doğumda yırtık oranını da arttırır. Bir çalışma, yönlendirmeli ıkınma tekniğinin doğum süresini ortalama 13 dakika kısalttığını bildirmiştir. Ancak kazanılan bu sürenin tıbbi olarak bebeğin yararına olduğunu gösteren bir bulgu yoktur. Yani her şey yolunda giderken, daha hızlı bir doğumun anne ve bebek sağlığına olumlu katkıları yoktur. |